DESTPÊK

5. Bedîuzzeman Seîd Nûrsî Çima Bê Lêkolînkirin Muqeddes Hatiye Îlankirin?

“Bir adam düşünün ki, son peygamberden ve İslam dininin tamamlanmasından
sonra ortaya çıksın ve 'Bana Allah tarafından bir kitap yazdırıldı.' desin…”

Her şeyi Allah’tan bilen, bütün iyiliklerini Allah’tan kendisine yapılan birer lütuf olduğunu itiraf eden, kendinde hiçbir meziyet görmeyen ve bu yüzden yazdığı eserlerini de kendi akıl, ilim ve zekasının ürünü olmadığını, Kur’an’dan alınan ilhamlar ve Allah’ın bir lütfu olduğunu söyleyen Bediüzzaman (zamanın harikası) bir adam düşünün!.. Sonra da böyle bir zatı anlayamayıp, sözlerini çarpıtarak, “Bana Allah tarafından bir kitap yazdırıldı.” dediğini iddia eden sefil ruhlu bir adamı düşünün!..

“Hayır ve şerri yaratan Allah’tır.”, inancına sahip bir adam nasıl oluyor da bu ifadeleri saldırı aracı olarak kullanabiliyor? Ben yaptım, ben ettim, ben başardım, benim emeğim diyerek gururlanmasını mı bekliyorduk acaba Bediüzzaman’ın?..

İddia sahibi acaba Bediüzzaman’ın şu ifadelerini hiç mi okumadı (Başkalarının okumadığını, kendisinin okuyup incelediğini iddia ediyor):
 

http://www.bediuzzamansaidnursi.org/sites/all/themes/saidnursi1/images/t...); background-color: rgb(219, 243, 247); background-position: 10px 15px; background-repeat: no-repeat;">

"Nefs-i emmareme bir sille-i te'dib: (Kötü nefsimi terbiye eden bir tokat)"

"Ey fahre meftun (gurur tutkunu), şöhrete mübtela, medhe (övülmek) düşkün, hodbinlikte bîhemta (hep kendini görmekte benzersiz) sersem nefsim!"

"Eğer binler meyve veren incirin menşei (kaynağı) olan küçücük bir çekirdeği ve yüz salkım ona takılan üzümün siyah kurucuk çubuğu; bütün o meyveleri, o salkımları kendi hünerleri olduğu ve onlardan istifade edenler o çubuğa, o çekirdeğe medh ve hürmet etmek lâzım olduğu, hak bir dava ise; senin dahi sana yüklenen nimetler için fahre,  gurura belki bir hakkın var."

"Hâlbuki sen, daim zemme (kınanmaya) müstehaksın. Zira o çekirdek ve o çubuk gibi değilsin."

"Senin bir cüz'-i ihtiyarın bulunmakla, o nimetlerin kıymetlerini fahrin ile tenkis(azaltmak) ediyorsun, gururunla tahrib ediyorsun ve küfranınla ibtal ediyorsun ve temellükle (kendi mülkü saymak) gasbediyorsun. Senin vazifen fahr değil, şükürdür."

"Sana lâyık olan şöhret değil, tevazudur, hacalettir (utanmak)."

"Senin hakkın medih değil istiğfardır, nedamettir (pişmanlık)."

"Senin kemalin hodbinlik (kendini görmek) değil, hüdabinliktedir (Yüzünü Allah’a çevirmek)."(1)


(1) bk. Sözler, On Sekizinci Söz